Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
  Ceren Birsen

          ceren_24brsn@hotmail.com
         KEFALET SÖZLEŞMELERİ

Her zaman ‘Bu devirde babana bile güvenmeyeceksin’ deriz. Ancak yine de iş ilişkisi,

arkadaşlık ilişkisi ya da buna benzer başka sebepler, tanıdığımız birinin borcuna kefil olmayı

gerektirebilir. Her ne kadar kefil olmak, korkutucu gelse de ’Nasılsa asıl borçlu sorumluluklarını bilir,

borcunu öder. ’diye düşünür, imzayı atıveririz.

Oysa ki evdeki hesap her zaman çarşıya uymayabilir. Asıl borçlunun ödeyeceği borç, birden

kefilin de borcu haline gelebilir. İcra takibi ile karşı karşıya kalınabilir… İşte bu durumda sahip olunan

hakların bilinmesi önem arz eder.

Kefalet Sözleşmesinin Geçerlilik Şartları Nelerdir?

 

Öncelikle kefalet sözleşmesinin hukuki sonuç doğurma yetkisine sahip olup olmadığına dikkat

edilmelidir. Bunun içinde sözleşmenin geçerlilik şartlarını taşıyıp taşımadığına bakılmalıdır. Şöyle

ki; 6098 Sayılı Yeni Borçlar Kanunuyla da birlikte sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, sözleşmenin

yazılı şekilde yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın açıkça belirtilmesi, kefalet tarihinin

yazılması, kefil; müteselsil kefil ise bunun belirtilmesi gerekir. Ayrıca yeni kanundaki açık hükme

göre bu hususların kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılmış olması gerekmektedir. Yeni kanun

yürürlüğe girmeden önce kefilin sorumlu olduğu miktarın belli ya da belirlenebilir olması Yargıtay

içtihatlarında yeterli görülmekteydi. Ancak Son düzenlemeyle; kefilin sorumlu olduğu azami miktarın

açıkça sözleşmede belirtilmesi gerektiği, HER HALDE bu azami miktardan sorumlu olacağı ifade

edilmiştir. Yukarıda belirttiğimiz şartların sözleşmede yer almaması halinde sözleşme geçersiz olacak,

kefilin herhangi bir sorumluluğu doğmayacaktır.

Eşin yazılı rızası olmadan düzenlenen kefalet sözleşmeleri geçersizdir.

6098 sayılı Yeni Borçlar Kanunu kefalet sözleşmeleri için radikal bir hüküm getirmiştir.

01.07.2012 tarihinden sonra imzalanan kefalet sözleşmelerinde kefilin sorumluluğunun

doğabilmesi, sözleşmenin geçerli olabilmesi için; sözleşme kurulmadan önce veya en geç

sözleşmenin yapılması anında eşin yazılı rızasının alınmış olması gerekmektedir. Yalnız eşler

hakkında mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı ya da yasal olarak ayrı yaşama hakları varsa eşin rızası

aranmayacaktır.

Adi Kefalet- Müteselsil Kefalet

 

Bilindiği üzere adi ve müteselsil olmak üzere iki çeşit kefalet türü vardır. Müteselsil kefaletin

sorumluluğu adi kefalete göre daha ağırdır. Dolayısıyla kefil olunacaksa mümkün mertebe adi kefil

olma yolu seçilmelidir.

Eğer kişi adi kefil ise, müteselsil kefile oranla kendisine karşı yürütülen takibe itiraz etme

imkânı daha fazladır. Öncelikle alacaklı asıl borçluya başvurmadan kefile karşı takip başlatamaz.

Ancak kanun gereği, borçlu aleyhine yapılan takibin sonucunda kesin aciz belgesinin alınması, borçlu

aleyhine Türkiye’de takibatın imkansız hale gelmesi veya önemli ölçüde güçleşmesi, borçlunun

iflasına karar verilmesi yada borçluya konkordato mehli verilmiş olması hallerinden birinin varlığı

halinde doğrudan kefile başvurabilir. Adi kefaletle ilgili şu ayrıntıyı da hatırlatmakta fayda var ki;

alacak, kefaletten önce veya kefalet sırasında rehinle de güvence altına alınmışsa, kefil, alacağın

öncelikle rehin konusundan alınmasını isteyebilir. Ancak, borçlunun iflasına veya kendisine

konkordato mehli verilmesine karar verilmişse, bu hüküm uygulanmaz.

Kefil, müteselsil kefil ise borçlu takip edilmeden veya taşınmaz rehni paraya çevrilmeden

alacaklı tarafından takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve çekilen ihtarın

sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.

Tüketici Kredi sözleşmelerinde verilen kefalete de değinmek gerekirse, bu sözleşmelere

dayanarak kefile başvurabilmek için borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması

gerekir. Uygulamada borçluya karşı icra takibi başlatılıp şekli haciz tutanağı ile haczi kabil malının

bulunmadığına ilişkin tespitle borçluya yönelik tüm yasal yolların tüketildiği iddia edilmektedir. Oysa

Yargıtay’ın içtihatlarına göre Kefile karşı takibe geçilebilmesi için; Asıl borçlunun adrese dayalı nüfus

kayıt sisteminde (MERNİS) bulunan en son yerleşim yerini belirlemek; bu adreste kolluk aracılığıyla

malvarlığı araştırması yapmak; asıl borçlunun bulunması muhtemel hak ve alacaklarını son yerleşim

yerinin bulunduğu ilçe sınırları içerisinde bulunan bankalardan sormak; asıl borçlunun taşınmaz

mallarının bulunup bulunmadığının tespiti için son yerleşim yerinin bulunduğu ilçe sınırları içerisinde

bulunan Tapu Sicil Müdürlüklerinden araştırma yapmak gibi işlemler gerekir.


Son olarak; kefilin borcu asıl borca bağlı bir borçtur. Bu sebeple kefil, asıl borçluya veya

mirasçılarına ait olan ve asıl borçlunun ödeme güçsüzlüğünden doğmayan bütün def’ileri alacaklıya

karşı ileri sürme hakkına sahip olduğu gibi, bunları ileri sürmek zorundadır. Kanun gereğince

yanılma veya sözleşme yapma ehliyetsizliği ya da zamanaşımına uğramış bir borç sebebiyle borçlunun

yükümlü olmadığı bir borca bilerek kefalet hâli bu hükmün dışındadır.

Yorum Ekle


KEFALET SÖZLEŞMELERİ Yasal mal rejimi MTV indirim uygulamasından hala haberiniz yok mu? Kadın ve Şiddet Bilgi Edinme Hakkı Kanunu Nişanlama nasıl olur?