Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
  Doç. Dr. Güler Demir

          gulerdemir2009@gmail.com
         GÖSTERİŞE TUTSAKLIK

Dünyanın yarışlarla dolu bir sahne olduğunu henüz on sekizimdeyken öğrendim. Ve tam da o yaşta doğrular ile yanlışların birbirine girdiği bir kaosu hediye etti yetişkinlerin dünyası bana. Üniversitenin ilk yıllarıydı. Ziyaretime gelen iki arkadaşımın arkamdan evimizdeki yemek odası takımı ile oturma takımının biri klasik biri modern olduğu için ne kadar uyumsuz olduğunu konu ettiklerini duydum. Mobilyalar bu denli önemliydi demek! Onları ya iftiharla sunardınız, ya da onlardan utanırdınız.  Utanılması gereken durumdaydım çünkü verilen mesaj buydu. Sonra arkadaşlarımın evliliği hedeflediğini ve evlilik şablonlarına oturacak uygun eş adayları için yarıştıklarını gördüm. Bu türden kaygıları olmayanlara ve mobilyalara araç olmaları dışında anlam yüklemeyenlere bu dünyada yer yok muydu?  Ve daha neler gördüm. Kısacası yetişkinliğin hesap kitaplı gösteri dünyasına adım atmak çetinmiş.

 

Çocuk saflığına veda etmen için seni kendisine vantuz gibi çeken kalabalıklara yapışıp kalmak ağır bir cezadır. Kalabalıklardan ayrılmak ise kolay değildir, ağır bedeller ödersiniz, yabancılaşmak gibi!

 

Guy Debord’un “Gösteri Toplumu” başlıklı kitabında şu ifadeler geçer: “Gösteri sadece sahte-kullanım' ın hizmetkârı değildir, bizzat kendisi yaşamın sahte-kullanımıdır”…

 

Mobilya dükkânına girmişsiniz izlenimini veren evler, seçkin plazalar, kışlık ve yazlıklar, tutsağı olduğunuz markalar, güç ve gövde gösterilerini bağıra çağıra yapar. Paranın da temsili olan hepsi ile rakiplerinizi pazarda yenmenin tadını alır, arkanıza yaslanır ve kendi gücünüzü kutsarsınız. Oysa “el alem görsün ben neyim” yarışını yaşamının odağına yerleştiren kişilerin yaşamın anlamına ilişkin kaçırdıkları ne çok şey vardır.

Leo Buscaglia’nın anlattığı gibi evinin her yerini sonbahar yaprakları ile doldurmak gibi. Ya da eski bir mobilyayı el emeği ile yenilemenin mutluluğunu yaşamak, evini “trend” kaygısından, kurallardan ve kalıplardan uzak aklına estiği gibi yerleştirmenin özgürlüğünü tatmak gibi…

Yaşamının bir döneminde her şeyi arkasında bırakıp herkesten uzak salaş, basit, mütevazı bir dağ ya da bir köy evine yerleşen, doğa ile hayvanlar ile baş başa kalmak isteyen kişilerin varlığı dikkatinizi çekti mi hiç? Sanırım onlar gösteri dünyası ile yüzleşmiş ve yaşamın anlamını çözmeyi başarmış kişilerdir.  Ne mutlu onlara…

Yorum Ekle


Gösterişe tutsaklık Sokak hayvanları dile gelse! Güç zehirlenmesi ve alçakgönüllülük Bir Virüsün Gizlediği Mesajlar Al Gülüm Ver Gülüm! ‘Kolalı Etek’lerin İstilası (Canetti, Körleşme) İnadına İyilik Ucuz Mutluluklar mı Yoksa Yüce Acılar mı, Hangisi? Dizi Deyip Geçmemeli Var Gücü ile Susmak