Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
  Dr. Yusuf İzzettin Güven

          dryusufguven@hotmail.com
         NEDEN İSLAM COĞRAFYASINDA SÜREKLİ KAN VE GÖZYAŞI HAKİM ?

Sürekli beynimize kazınmaya çalışılan İslam coğrafyasının geri kalmışlığı ne kadar doğru?

Bütün olumsuzlukları İslam kelimesi ile birlikte anarak bilinç altımıza yerleştirilmeye çalışılan (umarım en azından çoğunluğumuzda daha başarılı olamamışlardır) mesaj aslında o kadar açık ki.

Peki ortaçağ karanlığında debelenen sürekli İslam coğrafyasının zenginlik ve gelişmişliklerine gıpta ile bakıp binbir gece hikayeleri uyduran müzikte resimde hatta tiyatroda velhasıl tüm sanat branşlarında işledikleri doğunun zenginliği ve refahından bugünkü hale nasıl gelindi?

İşletme, yönetme birer eylemdir ve her eylem gibi bir özneye muhtaçtırlar. Eğer o özne belirsizleşmiş ya da kaybolmuş ise artık bu eylemlerin gerçekleşebilmesine bağlı olan başarı yani refah ve gelişmişlik ancak o öznelerin yerine geçenlerin yönlendirmelerine ya da müsaadelerine bağlı olur.

İslam coğrafyası ne yazık ki uzun zamandır öznesiz yani başsızdır.

Karşısında rekabet etmek zorunda kaldığı ülkeler çeşitli birlikler ile Vatikan’ın ya da Patrikhanelerin öznesi olduğu yapılanmalarla örgütlü güç odaklanmaları yaparlarken bireysel olarak her bir İslam ülkesinin bu rekabete karşı koyması söz konusu bile olamaz.

Hukuki olarak kaldırılıp kaldırılmadığı bile şüpheli olan hilafetin o dönemde ne kadar etkinliğinin kaldığı konusu da elbette tartışmalıdır.

Çünkü ne yazık ki öncelikle İslam coğrafyasına fitne sokularak altı oyulmuş, işlevsizleştirilmiştir. Elbette buna fırsat verilmiş olması ayrı bir başarısızlık hikayesidir. Lakin ne kadar işlevsizleştirilmiş, olması gerekenden daha dar bir çerçevede de olsa bir denge unsuru olarak dünya reel politiğinde yer aldığı kesin olan hilafetin kaldırılması dünyanın dengelerini bozmuştur.

Bu tespitimin o günkü alınan kararı yargılamaktan öteye bugünden bakılarak yapıldığı unutulmamalıdır.

Şimdi gelinen noktada artık bu durumun sürdürülebilirliğinin kalmadığı aşikardır. Simetrik mücadele şansı kalmayan kitleler asimetrik savaşlarla dünyayı yaşanmaz hale getirmektedirler. Bu hali ile dünyada güvenli yer kalmamıştır / kalamayacaktır.

Asimetrik savaş bir yöntem olsa da huzur ve refah için doğru yöntem değildir. Çünkü her şeyden önce savaş mecbur kalınmadıkça asla doğru bir yöntem olamaz.

Hepimizin nasıl savaşır da üstünlük sağlarız yerine, nasıl dengeleri sağlar ve refah içinde mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yaşam ortamı oluşturabilirizin üzerinde düşünmesi çaba sarfetmesi gerekmektedir. Unutmamak lazım ki her üstünlük, karşı tarafa karşı üstünlük sağlama gayreti aşılayacaktır. Bunun yerine dengelerin sağlanması taraflara birbirine saldırmak yerine birbirlerini kollayarak rekabet içinde gelişme imkanı verecektir.

Kesin olan bir gerçek var ki İslam coğrafyası tekrar toparlanıp birlik olup dengeleri sağlamak durumundadır.

Bunun adı belki artık hilafet olmayacaktır ama esas olan zaten adı değil fonksiyonlarıdır.

İçinde bulunduğumuz konjonktürü de göz önünde bulundurursak geçmişte olduğu gibi bayraktarlığın yine Türklerde ve Türkiye de olacağı /olması gerektiğini hatta bunun bir mecburiyet ve görev olduğunu düşünüyor ve inanıyorum.

Yorum Ekle


Yeni bir çağın dönüm noktasındayız. Neden İslam coğrafyasında sürekli kan ve gözyaşı hakim ? 17 Nisan çok geç olabilir Toplum Mühendisliği Tehlike büyük Biz Türkler Darbe Geliyor Reis! FETÖ virüs mü, kanser mi? Darbeyi önlemek... Oyun bitmedi daha