Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
  Dr. Güler Demir

          gulerdemir2009@gmail.com
         ÖĞRENDİKLERİMİZİ UNUTALIM MI?

 Kişinin gelişmesi demek toplumun da gelişmesi mi demektir?  Sözcüğün tam anlamı ile “gelişme” söz konusu ise elbette. Ancak, burada can alıcı soru, eğitim, kültür, donanım ve becerileri arttıkça entellektüelleşen kişinin çevresi ve toplumu ile nasıl bir etkileşim kurduğudur. Edindiği bilgi ve beceriler, çevresiyle kurduğu köprülerin mi, yoksa kendisi için oluşturduğu fildişi kulesinin mi harcını oluşturur? Bu soru zihnimi sıklıkla kurcalamıştır. Bilgi ve becerileri ile sorunlara çözüm bulmaları, dünyaya yararlı olmaları bir yana gittikçe olgunlaşan, hoşgörü, empati yeteneği gelişen insanlar yaşama sevincimizi de pekiştirir. Mücadelelerimizde onlardan güç alırız.  Peki ya ideolojik ve/veya inançsal duruşu iyiyi ve güzeli bulma kaygısını aşarak sağduyusunu kötürümleştiren ve kökleri gittikçe sağlamlaşan bir kendine hayranlık hezeyanı ile fildişi kulesine yerleşenler? Bilirkişi rolüne soyunan ve kendi bildiklerinin salt doğru olduğuna inanıp kendisinden farklı olanları aşağıda gören, ötekileştirenler?     

Bu tür soruların zihnimi kararttığı anlardan birinde “Dünya Nimetleri” ve “Yeni Nimetler”in yazarı Andre Gide’nin sözcükleri bir anda karanlığa ışık çaktı:  “Öğrendiğim herşeyi unutmak için üç yıl yolculuk ettim”.  Yalnızca bir kaç sözcüğün bu kadar anlam yüklü olması, bu bir mucize.

Beynimize sıkı sıkı yerleşmiş yargılar bize sürekli referans oluyor ve yeni pencereler açmamızı engellemiyorlar mı? Zihnimizde kodlanmış ve kutsanmış şeyler dahil herşeyi tamamen unutmak elbette olası görünmez. Ancak en azından her karşılaştığımız olguyu, kim olduğumuzu, nerede, ne için durduğumuzu ve önyargılarımızı unutarak saf bir zihnin filtrelerine teslim edersek, daha önce net göremediğimiz pek çok şey netleşmez mi? Buna engel nedir? Egomuz mu ? Çok mu zor bundan sıyrılmak? Sorulara “saf” ve “rasyonel” bir yanıt vermek kaygısı ile yaklaşmak.  

Gerek bireysel gerek toplumsal anlamda önce kendimize dönüp bakmaz, özeleştiri yapmaz ve belleğimizi (geçmişle yüzleştikten sonra) temizlemez, bizi sınırlayan egomuzdan uzaklaşmaz ve her şeyi sorgulamadan olduğu gibi kabul eden bir zihniyetle yola devam etmekten vazgeçmezsek, bizim için hiç bir gelişme söz konusu olmaz.  Gelin unutalım pek çok şeyi ve saflaştıkça saflaşalım. “İçten” olalım.

Yorum Ekle


‘Kolalı Etek’lerin İstilası (Canetti, Körleşme) İnadına İyilik Ucuz Mutluluklar mı Yoksa Yüce Acılar mı, Hangisi? Dizi Deyip Geçmemeli Var Gücü ile Susmak Eleştirinin Egosantrik Cazibesi Bataklığın Kıyısındaki Güçsüzlük Gün Gelir Devran Döner… Doğar doğmaz yaşlananlara! Neden mi Hümanist Eğitim?