Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
  Dr. Güler Demir

          gulerdemir2009@gmail.com
         NEDEN Mİ HÜMANİST EĞİTİM?

Van Depremi sonrasında toplum vicdanında ağır izler bırakan medyadaki nefret söylemini hepimiz anımsarız. Değerli sanatçılardan, Mehmet Ali Alabora, ironik bir biçimde okullarda insanlık dersi okutulması, mezunlara ise vicdan aşısı yapılması gerektiğinden söz etmişti. Bu aslında bir şaka gibi anılsa da “Hümanist” ya da “insancıl eğitim” (humane education) diye başlı başına bir eğitim alanı vardır ve tüm yaşayan varlıklara ilişkin duyarlılık, merhamet, sevgi ve saygıyı geliştirmek amacını taşır. Bu alandaki çalışmalar, 1800’li yıllarda hayvanlara uygulanan vahşeti önlemek için George Angell gibi kişilerce başlatılmıştır. Aslında örgün, yaygın ve en önemlisi de yaşam boyu öğrenimin ana konusu olması gereken bu konuya Türkiye’de yer verilip verilmediği, veriliyorsa ne kadar, nasıl yer verildiği tek başına araştırılmaya değer bir durum olmalı. Neden mi? Bu soruya pek çok yanıt verilebilir, bu konu pek çok biçimde tartışılabilir ama belki de en güzeli bu soruyu yine bir soru ile yanıtlamaktır: Yaşayan tüm varlıklara karşı sevgi ve merhamet geliştiren insanların çoğaldığı bir dünyada kötülükler ne kadar barınabilir?

Institute for Humane Education’ın kurucusu ve bu alanın öncülerinden olan Zoe Weil’in “The power and promise of humane education” (Hümanist eğitiminin gücü ve vaad ettikleri) adlı yapıtında öğrencilerde bu bağlamda farkındalık yaratmak üzere yapılan çalışmalar yer alır.  Weil’e göre dünyanın daha yaşanılır duruma gelmesi için soykırım, petrol üretimi, yoksulluk, gereksiz tüketim ve hayvanlarla ilişkili konular en fazla mücadele edilmesi gereken konulardır. Hayvanların tarihsel süreçte de ötekileştirildiği pek çok örnekten anlaşılabilir.  Antik Mısır’da ya papirüs üzerine ya da mezar ve tapınak duvarlarına yapılan resimlerin (o dönemin ruhunu yansıtır biçimde) genellikle üç temel konusu vardır: dinsel ögeler, askeri olaylar ve günlük yaşam. Antik Mısır resminde köleler ve hayvanların önemli olmadıklarını göstermek için diğer simgelerden daha küçük ölçekli çizildiği bilinir. Bu kollektif bilinç köklerini bu güne değin uzatmamış mıdır? İnsanların diğerlerine ilişkin olumsuz görüşlerini hayvan metaforlarıyla ortaya koymaları bunun bir örneğidir. İçimizden en hayvan sever olan kişiler dahi bazı kimselere kızdığında “köpek” “hayvan” ve benzeri ifadeleri kullanmaz mı? Buna karşın, insan haklarına (görece) saygılı toplumlarda- ki genellikle batı toplumlarıdır bunlar- hayvan sevgisi daha fazla yer alır. Yine, hayvanlara ilişkin kulaktan dolma, önyargılı bilgi ve kültür, gelişmekte olan toplumlardan daha az hissedilir.

Weil, tüm okullarda ders programlarında hümanist eğitimin öncelikli yer almasını öneriyor.  İnsanların, hayvanların ve yaşayan tüm canlıların sevgi ile kabullenildiği bir gelişmiş kültür yapısına kavuşmanın yolu, evet, insanlık dersleridir ve evet, ders programlarında öncelikli yer almalıdır.

Yorum Ekle


İnadına İyilik Ucuz Mutluluklar mı Yoksa Yüce Acılar mı, Hangisi? Dizi Deyip Geçmemeli Var Gücü ile Susmak Eleştirinin Egosantrik Cazibesi Bataklığın Kıyısındaki Güçsüzlük Gün Gelir Devran Döner… Doğar doğmaz yaşlananlara! Neden mi Hümanist Eğitim? Başarı mı mutluluğu getirir, mutluluk mu başarıyı?