Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
11.10.2014 - 23:31
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Celal Bayar Üniversitesi Korku İmparatorluğu

Celal Bayar Üniversitesi CBÜ rektörlük seçimlerinde “normalleşme ve projeler grubu” rektör adayı
 Prof. Dr. Nurettin LÜLECİ bir basın açıklması yaptı.

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar

Değerli Basın Mensupları; Bu bültenimizin ana teması CBÜ Rektörü Sayın Pakdemirli’nin icraatlarıdır: Bilindiği üzere Ağustos ayında, Celal Bayar Üniversitesi Rektörlük seçimlerinde adaylığımı ilk olarak sizlerin aracılığı ile tüm öğretim üyelerimize ve Manisa kamuoyuna duyurmuştum. İyi yönetilemediği için eş zamanlı kurulmuş üniversitelerin tümünden fiziki yapı ve bilimsel faaliyetler açısından geride kalmış ancak kadrolaşma ve ötekileştirme açısından ön plana çıkmış olan Üniversitemizin sorunlarına, çözüm çalışmalarımızı ve projelerimizi çok ciddi bir ekip çalışması ve ilgililerle istişareler neticesinde oluşturmuş ve kendimizi “normalleşme ve stratejik projeler” grubu olarak tanıtmıştık. Bu projelerimizi ve çözüm önerilerimizi internet sitemizle (www.profdrnurettinluleci.com), basın toplantılarımızla, televizyon programları ve öğretim üyesi ziyaretlerimizle herkese anlatmaya çalıştık. Bu projeler ve çözüm önerileri üzerinde uzunca süreler çalışılmış, ulusal ve uluslararası vizyonla değerlendirilmiş çalışmalardır. Seçim süreci boyunca da projelerimizi anlatmaya ve açıklamaya devam edeceğiz.

Kurucuları arasında bulunmaktan büyük onur ve sorumluluk duyduğum Üniversitemizin, 21.yüzyılda layık olduğu ve fazlasıyla hakettiği ulusal ve uluslararası düzeydeki üniversiteler arasındaki yerini almasının gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle ilk olarak Celal Bayar Üniversitesinde olmak üzere ve diğer çoksayıda ulusal ve uluslararası kuruluşlarda edindiğim idari tecrübelerin verdiği güven ve sorumluluk anlayışıyla rektör adaylığı çalışmalarımıza devam etmekteyiz.

Paralel Panik !!

Seçim bildirgemizde üniversitemize hizmet yarışı olarak değerlendirdiğimiz seçim sürecinin centilmenlik içinde ve etik değerlere uygun geçmesini dilediğimizi bildirmiştik. Ancak gelinen noktada basında kendisinden “paralel rektör" olarak bahsedilen sayın Pakdemirli tarafından şahsımla ilgili olarak yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılmış ve hakkımda mesnetsiz olarak “Dışarıdan”, “İthal Aday”, “Desteği olmayan”, ve benzeri ithamlarda bulunulmuştur. Bu iddialar tümüyle algı oluşturmaya yönelik “Paralel Panik” söylemleridir. Ben en az diğer tüm adaylar kadar Celal Bayar Üniversiteliyim. Kuruculuktan sonra 10 yıl görev yaptım. CBÜ’den hangi nedenlerle ayrıldığımı Tıp fakültesi öğretim üyeleri gayet iyi bilmektedir. Üniversitemden ayrı kaldığım dönemde dahi Üniversiteme olan aidiyetimi asla kaybetmedim. Geliştirdiğim vizyonumla üzerinde çalıştığımız projelerle Üniversitemiz için çalışmalarımı her zaman sürdürdüm.

Üniversitemizin Normalleşmesi şart olmuştur.

Kendimizi ve projelerimizi anlatma kapsamında yaklaşık 600 öğretim üyeleri ile birebir muhataplığımız oldu. Kendilerinden büyük teveccüh ve destek gördük. Burada tüm öğretim üyesi arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. Özellikle mevcut yönetimin Üniversite yönetme konusundaki uygulamaları çağdışı ve bilim dışı idi. En göze çarpan husus sindirme, ötekileştirme ve hak yeme (adaletsizlik) odaklı anlatımlardı. Dahası hangi öğretim üyesi bizim yanımızda yer almışsa bizzat Rektör Pakdemirli tarafından saatler süren mobbing uygulamalarına maruz kalmış veya olmadı tehdit edilmişlerdir.

Celal Bayar Üniversitesi mevcut Rektör Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli döneminde iyi yönetilememiştir. Devletimizin kendisine verdiği tüm desteklere rağmen bu şans Üniversitemiz adına iyi kullanılamamıştır.

Burada Rektör Pakdemirli’nin icraatları ile ilgili olarak birkaç örnek vermek istiyorum. İstenirse bu örnekler çok daha fazla verilebilir. Şöyleki;

1   Çok sayıda yeni fakülte açıldı denmektedir. Maalesef rektörümüz tarafından bu yeni açılan fakültelerin çoğunda uygun ve programlı yapılanma sağlanamamış ve eğitim öğretime başlanılamamıştır (Diş Hekimliği, Güzel Sanatlar vb). Çoğu fakülte “tabela fakültesi” olup binası bile bulunmamaktadır. Başarı var ise bu başarı fakülte izninin çıkarılmasına destek olan siyasi iradeye aittir. Sayın Pakdemirli kendisine verilen bu desteği değerlendirememiştir.

2   Kampüs tam bir arabesk yapı görünümündedir. Konsept ve vizyon eksikliği insanı rahatsız eder bir durumdadır. Rektörlük binasını kampüse taşıdık denmektedir. Bu icraat apar topar ve acilen yapılan bir işlemdir. Ancak kampüsün bu kadar bekleyen işi bulunmakta iken asla önceliği bulunmayan bir operasyondur. Çok fazla para harcanmış olmasına rağman zevksiz, büyük ve konsepti olmayan bir inşaat çalışmasıdır. Fen-Edebiyat fakültesinde öğretim üyelerimiz 4-5 kişi bir odada faaliyet göstermeye çalışırken, derslikleri yok iken ve fiziki olarak sıkıntıda iken bu bina yersiz ve önceliksiz bir çalışma olmuştur.

3   Kampüse çok yatırım yaptık denmektedir. Ancak tek göze çarpan yatırım “Rektörlük Sarayı”dır. Hala kampüsümüzde yollar bakımsız, ulaşımı zor, çevre düzenlemesi yapılmamış ve içme suyu sorunu çözülememiş bir ortam bulunmaktadır. Maalesef kampüsümüz bir yaşam alanı haline getirilememiştir.

4   “Kütüphanesiz Üniversite”; üniversiteye rektörlük sarayı yapılmış ancak bir kütüphane yapılamamıştır.

5   İlçelerimizdeki MeslekYüksekokullarımız çaresiz, bakımsız ve yerel yöneticilerin insafına terkedilmiş durumdadır. Planlamaları ve organizasyonları yoktur. Kendi kaderlerine bırakılmış durumdadır. Maalesef ilgilenilmemiştir. Özellikle merkezden oldukça uzak fakülte ve yüksekokullarda fedakarca çalışan öğretim üyeleri özendirilmeleri ve takdir görmeleri gerekirken baskı altına alınarak üniversite dışına itilmeye çalışılmış, bir çok nitelikli öğretim üyesi de baskılara dayanamayarak istifa etmişlerdir.

6   Tıp Fakültesi Hastanesinde bu dönemde yapımına başlanan Kalp Merkezi binası bitirilememiştir. Bina da esasen planlama açısından bir sorunlar yumağı halindedir. Bu yönetim tarafından planlandığı şekilde bitirilebilmesi de mümkün değildir.

7   Hastanenin peyzaj çalışması yönetim tarafından defalarca para harcanmasına rağmen işbilmezlik nedeniyle bitirilememiştir. Sorunlar halen devam etmektedir.

8   Hastanede öğretim üyelerimiz bizzat sağlık hizmetine katılmaktadırlar. Çoğu Üniversite hastanesinde rastlanmayan bu özveriye karşın maalesef öğretim üyeleri emeklerinin karşılığı geliri ve manevi takdiri görememektedirler. Hastanede korku ve baskı ortamı yaratılmış durumdadır.

9   Hastaneye sağlık personeli (hemşire, diyetisyen, vb) desteği sağlanamamış ve sonuçta çok sayıda birim maalesef tam randımanla çalışamamaktadır. Sonuçta hastanemiz şehrimize yeterince ve tam kapasite ile hizmet verememektedir.

10 Hastane bahçesine hiç bir yerel idareciye haber verilmeksizin ve görüşleri alınmaksızın kreş, alakart restoran ve dermatokozmetoloji merkezi inşaa edilmiştir. Kreş üniversite için bir ihtiyaçtır ve yapılmalıdır. Ancak göstermelik olarak Üniversitenin hemen giriş alanına ve anayolun kenarına değil daha sakin ve huzurlu bir ortama yapılmalıdır. Esasen bu küçük alanın tüm Üniversiteye yetebilmesi de mümkün değildir. Dermatokozmetoloji merkezinin kantinin hemen üzerine yapılması hiç uygun olmamıştır. Planlaması baştan yanlış olmuştur. Eğer merkezin rantabilite ve fizibilite çalışması yapıldı ve yapılmasına karar verildi ise hastaların daha rahat gelebilecekleri daha uygun bir alana yapılması doğru olacaktır.

11   Öğretim üyelerine konut edindirme sözü verilmiştir. TOKİ ile işbirliği yapılacağı söylenmiştir. Öğretim üyelerinden (yaklaşık 230 kişi) iki yıla yakın bir sure önce 6’şar bin TL paralar toplanmış ancak hala ortaya birşey konamamıştır. Bu paralar ne olmuştur? Hangi bankada bekletilmektedir? TOKİ inşaatlara başlamış mıdır? Kimse birşey bilmemekte ve bir bilgilendirme yapılmamaktadır. Bumudur başarı?

12   Akademik Kadrolaşma stratejileri fevkalade kötü ve art niyetlidir. Öğretim Üyesi seçiminde liyakat esas alınmamıştır. Gereksinim gözönüne alınmamıştır. Akademik dosya zenginliği gözönüne alınmamıştır. Esas ve tek kriter yandaşlık olmuştur. Anabilim dallarının istememesine (bir çoğu mahkemelik), muhalefet etmelerine rağmen yandaş yardımcı doçentler aralara sokuşturularak huzursuzluk ortamı oluşturulmuş, normal öğretim üyeleri sindirilmiş ve akademik verim zedelenmiştir. Öğretim üyesi almada yegane kriterleri mecbur kalmadıkça (alternatifi olmadıkça) tek yönlü alımlar (atamalar) yapmalarıdır. Biz herkesin kadrosunu verdik yanıltmacasını bilenlerden ve yaşayanlardan dinledik.“Un elerken deve geçti elekten“ darb-ı meselini aratmayacak uygulamalar herkesin malumudur. 240 kadro verilmiş 120’si hak edenlerse, gerisi? 4-5 yıl hatta 8 yıl kadro bekleyen doktora öğrencilerinin önüne hangi adalet duygusu ile dışarıdan yeni doktorasını almış, hatta almak üzere iken yrd.doç. kadrosu ilan edilenler konuluyor ?? hani savunduğunuz ilkeler, değerler ? Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmamalıdır.

13   Üniversitenin en küçük biriminden en kritik birimlerine dek personel alımında da kriterleri asla liyakat olmamıştır. İşbilmez ve vizyonsuz personellerce Üniversite idare edilmeye çalışılmıştır. Sonuçta başarısızlık kaçınılmaz olmuştur.

14  İştişare ve danışma mekanizması yönetim tarafından kullanılmamış ve birimlerdeki yöneticiler işlevsiz bırakılmıştır. Bir öğretim üyesine 5 idari, 5’te gizli insiyatif kullanacağı görev verilerek yandaşlık ve ötekileştirme hareketi sürdürülmüştür. Hak eden profesor ve doçentler eğer kendi yandaşları değilse kadroları verilmemiş ayrıca baskılara maruz kalmışlardır. Daha da ileri gidilerek fakülte dekanlıkları yada bölüm başkanlıkları orada hak eden hocalar bulunmasına rağmen kendilerine verilmemiş, bu hocalar çeşitli yaftalarla dışlanmış, alakasız kişiler bu görevleri vekillik adı altında üzerlerine almışlardır. Bunun en bariz örneği ilahiyat fakültesinde profesör varken mühendis olan Rektör Pakdemirli nin İlahiyat Fakültesinin dekanlığını kendi uhdesine alması garabetidir. Bu durum bir üniversite kurumunda ne bilimsellikle ne adalet kavramı ile ne de insanlık ile bağdaşır. Tüm birim yöneticileri üzerinde bir baskı ve korku ortamı kurulmuştur. Liyakat değil tam bir itaate zorlanmışlardır. Rektör tek adamlığa soyunmuş ve diğer fakülte ve yüksekokul idarecilerini insiyatifsiz bırakmıştır. İyi bir idarecilik örneği sergilememiş. İyi bir lider olamamıştır. Başarısı ekibinin direktif ve katkıları ile “ korku imparatorluğu”oluşturmaktaki maharetleridir.

15  Öğretim üyeleri ile yaptığımız görüşmelerde Üniversitede 500’ün çok üzerinde soruşturma yapıldığını öğrendik, bilimsel faaliyet değil “şoruşturmacı üniversite” kavramı tam özümsenmiştir.

16  Öğretim üyelerinin bize aktardığı Paralel faaliyet kapsamında değerlendirilebilecek bazı örgütsel bilgiler bu basın bildirimizin kapsamı dışındadır.

17   Rektör beyin seçim çalışmaları tam bir israf örneğidir. Önceki yıllarda basılmış eski bilgiler içeren onlarca Lüx kuşe kağıtlara basılmış kitapcıklar göz kamaştırırken, rektörlük sarayına da uygun bir vizyon sergilenmektedir.

18“Yeni nesil ikna odaları” Sayın Pakdemirli’nin vizyoner anlayışının eseridir. 4 yıl rektörlük yapmış bir hocayı üniversite iliklerine kadar tanır. Niçin tekrar tekrar kendini anlatma gereği duyar bir rektör? Uygulamada her fakülteye dekan yada müdürler vasıtası ile haber veriliyor ve kapısında güvenlik ve sekreter beklediği bir oda düzenleniyor. Öğretim üyeleri tek tek huzura yeni nesil ikna odaları’na çağırılıyor, elde bir çetele artı, eksi. Soruluyor oy verecekmisin vermeyecekmisin. Oy vermeyeceği söylenir, anlaşılır yada sezilirse yandınız. Bu ne onur incitici bir kampanyadır?

Bu örnekleri çok daha fazla artırmak mümkündür. Kurulan baskı ve korku ortamı nedeniyle bu icraatlar maalesef seçim sürecinde tartışılamamaktadır. Bunlar tartışılmalıdır, konuşulmalıdır. İnsanlara mesnetsiz ithamlarda bulunarak seçim çalışması yapılmamalıdır.

Biz: Yeni Türkiye ye yakışan bir üniversite özlemi bağlamında, basında paralel Rektör diye adlandırılan Prof. Dr. Mehmet Pakdemirli’nin örgütlediği korku imparatorluğunu, üniversitemizin normalleşme yanlısı ve onurlu öğretim üyeleri ile birlikte çökerteceğiz.

Bizim yöneticilik anlayışımızın temel prensiplerini adalet, liyakat, katılımcılık, dürüstlük ve şeffaflık oluşturacaktır. Öğrenci ve öğretim üyelerinin öncelikle tercih ettiği ulusal ve uluslararası ölçekte kendisinden söz ettiren Manisalıların da övünç kaynağı olacak bir Celal Bayar Üniversitesini vizyoner öğretim üyeleri ile birlikte yeniden tasarımlamak için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Üniversitemiz 30 Ekim tarihinde yapılacak seçimle sadece yeni rektörünü belirlemeyecek, aynı zamanda geleceğini de şekillendirecektir. Ülkemizin vizyonuyla uyumlu kaliteli yükseköğretim ve bilimsel araştırmalar yoluyla ülkemize ve insanlığa hizmet edecek nitelikli nesiller yetiştirme sorumluluğunun bilincindeyiz. Artık üniversitemizde herkesin işine odaklanacağı, güvenli, huzurlu ve üretken bir çalışma ortamı oluşturulmalıdır.

Sonuç olarak : Üniversitemizin sorunlarını çok iyi biliyoruz. Sorunların çözümü için çözüm önerilerimiz, projelerimiz ve irademiz mevcuttur. Vizyonumuz, tecrübemiz ve “desteğimiz” tamdır. Etik değerlere saygımız vardır ve aynı saygıyı tüm diğer adaylardan da beklemek hakkımızdır. Saygılarımla

 


Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :