Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
28.08.2018 - 21:24
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Sen Anlat Karadeniz ve Kadın dizilerinin Zizek ile okunması

Reytingleri tavan yapan bir yerli dizi dehşetle zihnimde bu sorguyu çağrıştırdı. İlk bakışta kadını koruyan, şiddete, tecavüze karşı bir duruşa güzellemeler yaptığı düşünülen bir dizi. Ancak dizide...

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar

Dr. Güler Demir/Güncel Posta Gazetesi

Sloven düşünür Slavoj Zizek’in bilinen bir sözü vardır: “Her şeyi yeniden tanımlamak zorundayız. İnsan olmak ne demektirden başlayarak.” Bu ifadesi, onun popüler kültür ve gündelik yaşamın algılarını ters yüz ederek sorgulayan, sorgulatan bakış açılarının toplamı gibi.

Reytingleri tavan yapan bir yerli dizi dehşetle zihnimde bu sorguyu çağrıştırdı. İlk bakışta kadını koruyan, şiddete, tecavüze karşı bir duruşa güzellemeler yaptığı düşünülen bir dizi. Ancak dizide geçen diyaloglar, arka planında, çelişkileri ve bambaşka yönleri ortaya çıkarıyor. Mantık dışı uçurumdan atlama gibi kahramanlık eylemleri (dizi fantastik yapı taşısaydı neyse) hadi bir yana denilse de paradoksal pek çok nokta var.

 Bir bölgenin gelenek, görenekleri ile beraber kadın ve erkeğe biçilen roller eleştiri odağı yapılırken, sunuluş biçimi ile kendi yerini daha da sağlamlaştırıyor. Dulluk, namus vb. kavramlar ile kadının yerleştirildiği ataerkil geleneksel kalıplarla mücadele, bunlara karşıt değerleri koyabilen karakterleri gerektirir. Miş gibi çizilen karakterler ise dikkatle izlenirse tam tersini yansıtıyor.

Kadın karakterin kendisinin bir erkeğin artığı olduğu söylemi defalarca vurgulanırken, kadının bu söylemin aslında kadına ilişkin bir yaftaya gönderme mi olduğu sorgusunu gölgeleyen duruşu, erkek karakterin bu söylem karşısındaki maskülen tepkileri dizinin mesajlarının bir çelişkiler yumağına dönüşmesine yol açıyor. Arka planda mağdura arka çıkan bir kimlik ile sembolize edilen yenge karakteri ile eşi arasındaki ilişkisinin temelinde kadın cinselliğinin silah olarak kullanıldığı, işveli, şiveli diyalogların cinsiyetçi yapısı ise güldürü ögesinin ardına gizleniyor.

Alay konusu yapılan kayınvalide tiplemesi ise diğerlerinin niteliklerinin kayınvalideden ayırımının nerede olduğu sorusunu sorduruyor. Üstelik de kahramanlaştırılan yenge modelinin kayınvalide ile diyaloglarında gözlemlenen alaycı ve saygısız ifadelerinde de bir örseleyicilik var. Bir Uzak Doğu dizileri tutkunu olarak o dizilerde güldürü ögesinin kimseyi acıtmayan naif örgüsünü; “iyi” ile “kötü” arasında geçen diyalogların dahi saygı çerçevesinde sunumu ve en önemlisi de zaten ne iyi ne kötünün hiçbir bir zaman salt iyi ya da kötü olarak yansıtılmadığını anımsayınca bu ayırım daha da netleşiyor.

Belki de bu nedenle hastalığı ve maddi sorunları ile yaşam mücadelesi veren genç bir kadının Tarlabaşı’nda toplum dışına itilmiş kalabalıklar ile buluşan yaşamında, ötekilerin görünen ile arka plandaki yüzlerini bambaşka bir boyutta ekrana taşıyan bir başka dizinin “işte bu” dedirten çizgisi bir Japon uyarlaması olması ile ilişkilendirilebilir.

Zizek ile okunduğunda ilk dizinin “Her şeyi yeniden tanımlamak zorundayız. İnsan olmak ne demektirden başlayarak” ifadesi ile sorgulanmaya çok fazla gereksinimi var. İkincisi ise Tarlabaşı’nın tüm ötekilerini içine alarak, ne yalnız kadın ne yalnız erkek,  “insan” olmayı zaten yeniden tanımlamış; ben ikincisini yürekten kutluyorum!


Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :