Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
01.09.2013 - 12:45
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Suriye’ye saldırırsa Türkiye’ye karşı Rojava ve Kuzey birleşir savaşırız

Suriye’ye bir askeri müdahale içinde Türkiye’nin de olması durumunda başta Kürdistan olmak üzere bütün Kürtlerin birleşerek Türkiye’ye karşı savaşacağı tehdidi geldi.

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar

 KCK (Koma Civakên Kurdistan )Yürütme Konseyi Üyesi Sabri Ok Türkiye’nin silahların yönünü Rojava’ya çevirdiğine ve olası bir Suriye müdahalesi durumunda ilk müdahale edeceği bölgenin Rojava olacağına dikkat çekerek, “Bu çok tehlikeli bir durum haline gelir” dedi. Türk devletinin böylesi bir müdahaleye girişmesi durumunda başta kuzey Kürdistan olmak üzere bütün Kürtlerin yekvücut olarak ayağa kalması gerektiğini belirten Ok, “Böyle bir durum olursa; halkımız Rojava ile Kuzey devrimini birleştirerek, hiçbir fiziki sınır tanımadan birlikte mücadeleyi yükseltmelidir,” dedi.

Sabri Ok, Suriye’deki gelişmeleri, müdahale senaryolarını, uluslar arası güçlerin ve bölge devletlerinin Suriye hesaplarını ANF’ye değerlendirdi. İşte Ok’un Suriye ve Türkiye ile ilgili söyledikleri:

ROJAVA DEVRİMİ KORUNMALI

Eğer Türkiye yirmi milyon Kürdü, Türkiye’deki demokrat ve devrimcileri yok sayıp Rojava’ya saldıracağım ve teslim alacağım derse; kuzey devrimi gelişir. Bu eşittir Rojava ve Kuzey devrimi. Arada artık hiçbir sınır kalmaz. Rojava’da halkımız devrim yaptı, bundan geri adım atılamaz. Ne pahasına olursa olsun oradaki halkımız bu devrimi korumalıdır. Olası bir Suriye müdahalesinde Türkiye’nin ilk müdahale edeceği bölge Rojava olacak, eğer Türk devleti Rojava’ya saldırırsa, Kuzey ile Rojava birleşir, sınırlar kalkar ve iki devrim birlikte yaşanır.

REJİMİ DEVİRMEZ GÜÇSÜZLEŞTİRİR

Suriye’de kritik bir sürece girildi, müdahale sonrası El Kaide benzeri unsurların hâkimiyetinin gelişmesi durumunda Suriye’de Somali veya Afganistan benzeri bir süreç yaşanacak, dolayısıyla olası bir müdahale Esat rejimini devirmekten ziyade güçsüzleştirmeyi hedefleyecek.

Suriye’nin mevcut statüsünün değişmesi bazı güçleri rahatsız ederken bazılarının ise çıkarına olmaktadır. Mesela Rusya’nın Ortadoğu’ya, Akdeniz’e açılan tek kapısı Suriye’dir. Eğer bu kapıyı yitirirse Ortadoğu üzerinde her hangi bir ağırlığı ve inisiyatifi kalmayacaktır. Keza Çin Ortadoğu’ya sadece ABD’nin ve Avrupa’nın egemen olmasını istememektedir. Yine İran mevcut rejimin yaşamasını kendi geleceği için hayati önemde görmektedir. Türkiye, Suriye’de Nakşi- Sünni mezhebine dayanan AKP ve Gülen’e yakın bir iktidarın oluşmasını amaçlamaktadır.

GELİŞMELER SURİYE İLE SINIRLI KALMAZ

Ortadoğu’da birçok sorun Suriye somutunda merkezileşti ve adeta düğümlendi. Bu açıdan Suriye deki gelişmeler bu ülkeyle sınırlı kalmayarak Ortadoğu’yu büyük ölçüde etkileyecektir.

Ortadoğu zenginlikleriyle iştah kabartan bir yerdir. Petrol ve su zenginliğinin yanı sıra tarım potansiyeli de vardır. AB-ABD ile Rusya-Çin’in Ortadoğu üzerinde karşı karşıya gelmelerinin ve bu durumun Suriye üzerinde somutluk kazanmasının önemli bir nedeni de budur. İran’ın duyarlılığı daha başkadır. Kuzey Afrika’da başlayıp Ortadoğu’da merkezileşen halk hareketlerinin oligarşik sistemlere karşı geliştirdiği mücadele, Suriye rejiminin tasfiyesiyle beraber İran’ı gündeme getirecektir. Sıranın kendisine gelmesini geciktirmek için bile olsa Suriye rejiminin ayakta kalmasını hayati görüyor. Bunun için de var gücüyle rejime destek oluyor. Tabi Şia-Alevi ilişkisi de önemli bir etkendir. Çatışmalar maalesef mezhep eksenli gelişmektedir. Bu çok tehlikelidir. Halklar ve inançlar böylece birbirleriyle savaşarak birbirlerini yıpratıp güçsüz düşürürken kapitalist modernist güçler kendilerini kurtarıcı gibi sunmak istemektedir.

NE REJİM NE DE MUHALEFET PİR U PAK

Kimyasal silahları muhalefet mi yoksa rejim mi kullandı? Bilemiyoruz. Ama böylesi silahların Türkiye’nin desteğiyle muhalefetin eline geçtiğini biliyoruz. Bu açıdan Suriye’deki muhalefet de pir ü pak değildir. Hiçbir ahlaki ölçüye sahip değiller. El Kaideci Cebhet-el Nusra ve onlarla hareket eden grupların yaptığı katliamlar bunu açıkça göstermiştir.

Uluslararası güçlerin yanı sıra bölge ülkeleri başta Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere pek çok güç Suriye muhalefetine destek vermektedir. Aynı şekilde rejim zorlanıyor ve kendi varlığını korumak için her şeyi yapabilir. Buna karşı Ancak şu da var: ABD’nin Irak müdahalesi öncesi de buna benzer senaryolar vardı. Saddam’ın elinde kimyasal silah olduğu iddiasıyla müdahale oldu. Ancak ABD bu iddiaları hiçbir zaman kanıtlayamadı. Sonuçta milyonlarca Irak’lı öldü.

İRAN İSRAİL’E SALDIRIRIM DİYOR

Rejim bundan önce de yaptığı gibi herkesi şaşırtıp ömrünü uzatabilir. Ya da Suriye, Laskiye yani Alevi toplumun yaşadığı bölge, Sünnilerin yoğun olduğu orta alan ve Rojava Kürdistanı olmak üzere üçe de ayrılabilir. Veya gündemde çokça işlenen müdahale hiç olmayabilir de.

Bütün bu ihtimaller olasıdır. ABD, Suriye veya başka bir devletin kimyasal silah kullanması durumunda müdahale edeceğini belirtmişti. Yani bir anlamda taahhütte bulunmuştu. Müdahaleyi başını ABD, Fransa, İngiltere, Almanya ve diğer bazı batılı güçler ile Ortadoğu’da özelikle Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar çok hararetli bir şekilde desteklemektedir. Böyle bir saldırı gerçekleşse bile Esad rejimini devirmek amacıyla değil, zayıf düşürme biçiminde olacaktır. Eğer müdahale sonrasında Suriye’de El Kaide gelirse, Suriye Afganistan ve Somali olur ve ABD bunun altından kalkamaz. Bunu göze alamaz. Bundan dolayı bir saldırı olursa sınırlı olabilir. Böyle bir saldırının bölge üzerinde de etkisi olur. İran da müdahale ederim diyor. İsrail’e saldırırım diyor. Yine Suriye ben de kendimi savunurum diyor. Birçok bölge ülkesi füze menzilindedir. Rusya ve Çin de böyle bir saldırı karşısında hoşnutsuz.

KÜRTLERİN STATÜ SAHİBİ OLMASI ENGELLENİYOR

Rojava devrimi aynı zamanda bütün Kürtlere sorumluluklarını hatırlatmaktadır. Rojava devrimi bütün halkımızın devrimidir. Moral destek en üst düzeyde verilmelidir. Ekonomik sağlık ve benzeri her imkân seferber edilmelidir.

Rojava’da Kürt halkı öz gücüyle devrimi yaşarken yanı başında yirmi milyon kuzey Kürdün kültürü yasaklı, hakları verilmemiş ve kimliksiz bir durumda yaşamayı kabul etmeyecek. Bundan kaynaklı Türk Devleti Rojava devriminin önüne geçmek, Kürtlerin burada statü sahibi olmasını engellemek istiyor.

Türk devletinin Suriye’ye müdahale konusuna bu kadar sıcak bakmasının nedeni budur. Müdahale sonrası söz sahibi olarak kendine yakın mezhep olan Sünni bir eğilimi iktidara getirmek istiyor.

EL NUSRA’YA MÜHİMMAT VERİYOR

AKP’nin El Nusra’yı desteklemesi de bundan ileri geliyor. Açıktan bunu sahiplenmiyor fakat dünya alem Rojava’daki halkımız ve hareketimiz çok iyi bilmekteyiz ki AKP, El Nusra’yı çok ileri derecede destekliyor. Türk devleti hava yollarıyla El Nusralıları taşıyor. Çetelere silah ve mühimmat veriyor. YPG ile savaşta yaralanan çeteleri Hatay, Viranşehir ve Antep’te tedavi ediyor.  Bunun iki nedeni var: Birincisi Rojava’da Kürtlerin bir statü sahibi olmasını engellemek, Kürtleri zayıf düşürmektir. İkincisi ise Esat sonrasında El Nusra aracılığıyla iktidarını geliştirmektir. Muhalefet rejim karşısında gerileyince özellikle son iki ayda savaşı Kürdistan’a taşıdılar.

spor toto süper lig'de bugünkü maçlar

1 Eylül 2013 pazar gazete manşetleri

CHP'NİN ÖDP HAMLESİ

Mısır'da baibakan Erdoğan animasyonu internette rekor kırıyor

 

 


Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :