Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
30.05.2016 - 09:33
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Esin Sayar'ın romanı: Aşk gibi anlıktır ihanet

Art arda yayımlanan ve birden fazla baskı yapan iki öykü kitabının ardından geçtiğimiz ay bir romanla okurlarıyla buluşan Esin Sayar ile özel bir söyleşi yaptık.

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar

Güncelposta-Medyada adı pek duyulmasa da okurları tarafından ilgiyle izlenen, verimli bir yazar olan Esin Sayar’ın son romanı “Aşk Gibi Anlıktır İhanet” Alfa Yayınları tarafından yayınlandı. “Aşk Gibi Anlıktır İhanet” romanı İtalya, Milano-İstanbul ve Ege kıyılarında seyreden bir Mavi Tur teknesinde geçiyor.

Biz Kurt Medya Grubu (KMG) olarak sizin takipçiniz olduk. İzler ve Tesadüfler öykü kitaplarınızdan sonra Aşk Gibi Anlıktır İhanet adlı romanınız Alfa Yayınları -  Mona Kitap tarafından yayımlandı. Romanınızın hem kapak çalışması hem de diğer grafik uygulamaları son derece başarılı; çok albenili bir kitap olmuş. Yazar olarak siz herhangi bir kitabevinde gördünüz mü kitabınızı?

Esin Sayar: Yazdığı kitap her yazarın evladı gibidir. Onu görmek, hatta dokunmak ister.

Elbette ben de gittim ve kitaplarımı rafta seyrettim.  Roman kahramanlarımın okurlarla buluşacağını düşünmek çok keyif verici bir duygu.  Kahramanlarla birlikte yazar da okurlarıyla buluşuyor çünkü.

Ben okurlarımın kimlerden oluştuğunu çok merak ediyorum ve ne zaman bir kitapçıya gitsem kimin ne kitap aldığını öğrenmek için uzaktan seyrediyorum alışveriş edenleri; meraktan ölüyorum. Tabii ki kimseye sormuyorum.

Bu arada evet, söylediğiniz gibi kitabımın albenisi çok yüksek. Emeği geçen herkese sizin aracılığınızla bir kez daha teşekkür ediyorum.

Romanı yazmak ne kadar zamanınızı aldı, bu süreç nasıl geçti?

Esin Sayar: Biliyor musunuz, işin en kolay kısmı yazmak. Yazmak derken, bilgisayarın başına geçip kafamdakileri yazıya dökmeyi kastediyorum. İşin gerçeği, öykünün tasarlanması, öyküye uygun karakterlerin yaratılması, öykünün kurgulanması ise, tahmin edeceğiniz gibi daha uzun bir süreyi kapsıyor. İki yıl uğraştım ben Aşk Gibi Anlıktır İhanet için. Kimilerine uzun gelebilir bu süre. Ama hem ilk romanım olduğu için özendim hem de ben, öykü ya da roman fark etmez,  kahramanlarımla birlikte yaşarım. Bütün olay kafamda biter. Sonra da yazmaya otururum. Kalemim, kahramanlarımın, karakterlerimin duygularının yansımasıdır. Öykü, zihnimde bir sonuca ulaşınca cümleler, önündeki hiçbir engeli tanımayan bir ırmağın okyanusa kavuşması gibi akıp gider.

Söz öykü ve roman karakter ve kahramanlarından açılmışken, sizin hem öykülerinizde hem de romanınızda zengin bir karakter çeşitlemesi yer alıyor. Her meslekten, her çeşit insan var eserlerinizde. Nedir bunun sırrı, çok gezen, çok sosyal biri misiniz?

Esin Sayar: Gezmekten kasıt, eğlencelik seyahatlerse hayır, çok gezmem çünkü buna vaktim yok. Ben bir iş kadınıyım. Sahibi olduğum tasarım ajansının işleriyle meşgulüm. Gezmek, bu anlamda iş ve müşteri ilişkilerinin gerektirdiği ölçüde ve bunun dışında aile ilişkileri, tatil kapsamında söz konusu. Ama ben, sokağa çıktığımda, muhtemelen üniversiteden gördüğüm resim eğitiminin bir sonucu olarak, gözümün değdiği, gördüğüm her şeyi enteresan bir şekilde hafızama kaydederim. Profesyonel olarak yazmaya başladıktan sonra, gördüğüm ve zihnime kaydettiğim yüzlere bir de öykü iliştirme alışkanlığı, ya da refleksi diyelim, eklendi. Diyeceğim, dikkatimi çeken bir yüz gördüğüm anda o resim olarak zihnime kazınırken, ona yakıştırdığım öykü oluşmaya başlıyor. Bunlar böyle birikip yazmaya geçtiğimde belli bir düzene kavuşuyor.

Yazmaya başlayınca, o hayali kişi ya da karakterler, canlanıp bir kimlik edinerek kendi kaderlerini ellerine alıyor. Kimi zaman karşı çıksam, kızsam, ya da Esin Sayar olarak benim ilkelerime aykırı davransalar da onlar kendi bildiklerini okuyor.

Ne zamandır yazıyorsunuz?

Esin Sayar: Başkaları nasıldır bilmem ama ben çocukluğumdan beri yazarım. İlk romanımı ortaokulda yazmıştım. Günler boyunca ve sayfalar dolusu yazmıştım. Edebiyat Fakültesi mezunu bir akrabama okutmuştum yazdıklarımı. Bana “Yazmaktan vazgeçme” demişti. Yazdım da, ancak yayımlansın diye bir çabam olmadı. Yazdıklarımı kimseye okutmazdım. Oysa şimdi paylaşmak istiyorum. Bu konuda beni yalnız bırakmayan çok sadık bir okur kitlem var. Hızla da sayılarının arttığını görmek beni çok mutlu ediyor. Geçmişte kâğıda yazılan notlar zamanla kayboldu gitti. Ancak hayal gücüm hep benimleydi.

Hayal dünyanızın çok geniş olduğunu farklı öykülerinizden anlamıştık. Bunu neye borçlusunuz?

Esin Sayar: Hayal kurmayı seven bir insanım. Hayalleri olmayanın, gerçeklerinin de olmayacağını düşünürüm. Aldığım sanat eğitimi de hayal dünyamın sağlam temellere oturmasını sağladı. Grafik tasarımcısıyım. Tasarlarım çizerim, tasarlarım yazarım cümlesi benim üstüme tam oturan bir elbise gibidir. İnsanları gözlemlemeyi severim. Küçük bir detay hayal gücümü harekete geçirir. Bana bir insan gösterin, ona hemen bir karakter yükler, bir olayın içine yerleştiririm. Aşk Gibi Anlıktır İhanet romanımdaki kahramanım Dr. Erdal Yüceoğlu, Milano’da gezerken gözüme takılan ince uzun boylu genç bir adamdan esinle hayat buldu. O genç insana doktorluğu, zarafetinden dolayı da estetik cerrahlığı çok yakıştırdım.  Romanım bittikten sonra kahramanlarımın duygularını yüreğimde taşıyarak tekrar Milano’ya gittim ve dolaştım.  Keyifli bir geziydi.

Kitaplarınızda sizi yansıtan karakterleri mi, yoksa sizden soyutlanmış karakterleri mi yazmak hoşunuza gidiyor?

Esin Sayar: Farklı karakterleri yazmak her zaman daha çok hoşuma gider. Benim düşüncem, benim yaşam tarzım bana özeldir. Romandaki kahramanların karakterleri onlara özeldir. Gerçek yaşamı da ilginç yapan farklılıklardır.  Benim var olan bir duruşum, çizgim var. Farklı karakterler yaratmak,  dingin akan bir ırmaktan, dev dalgaların yükseldiği bir okyanusa dalmak gibi bir duygu. Aslında gizem, gerilim, sürprizlerle dolu bir filmi izlemek gibi de tanımlayabiliriz.

Çoğu yazar “Kitabınızı bir solukta okudum” cümlesinden hoşlanmaz. Aşk Gibi Anlıktır İhanet bir solukta okunuyor, ama bu romanın yalınkat olduğu anlamına gelen “bir solukta okumak” değil, aksine bu cümlede bir başarıyı işaret etmek istiyorum. Günümüz insanının okumaya ve hatta film izlemeye bile vakti kalmadı. Ya da yeni medya iletişim araçları, çok daha kısa zamanda çok daha fazla şey tüketmeye alıştırdı insanları. Sosyal medyada en çok rağbet gören videolar 30 saniyelik. Üç dakikayı geçenler izlenmiyor. Mesajını en kestirme yoldan aktaramayan yazar da okunmuyor. Bu bağlamda siz bir istisna oluşturuyorsunuz. Öykü kitaplarınız birden fazla baskı yaptı. Romanınız da akıcı bir dille kaleme alınmış. Bunu nasıl başardığınızı gerçekten merak ediyorum.

Esin Sayar: Öncelikle bu ufuk açıcı değerlendirmeniz için teşekkür ederim. Tespitlerinizde çok haklısınız. İçinde bulunduğumuz ve teknolojinin hızına ayak uydurmakta güçlük çektiğimiz bu çağda, insan algısının da her geçen gün bu gelişmeye ayak uydurma çabası, yazı gibi eski çağların araçlarını da şüphesiz etkiliyor. Diğer yazarlar bu duruma ayak uydurmak için ne yapar, ne düşünür bilemeyeceğim. Bildiğim, ötekilere göre benim bir avantajım var. Ben, az önce de söylediğim gibi bir tasarımcıyım. Bir konuyu yazıyla uzun uzun anlatmak yerine, en kısa yoldan görsel olarak anlatmak üzere çalışan bir beynim var. Benim kafam böyle çalışıyor. Bu yüzden anlatacağım öyküyü yazıya dökerken de meselenin en can alıcı noktası, özü neyse onu vermeye çabalarım. Bu anlamda okurun zekâsını önemser ve ona güvenirim. “Bu cümleyi şöyle yazsam yanlış mı anlaşılır acaba?” diye bir kaygım olmadı şimdiye kadar. Adına tarz ya da üslup, ne derseniz deyin, tamamen sezgisel olarak vardığım bir sonuçtur bu ve şimdiye kadar yanılmadığımı kitaplarımın birden fazla baskı yapmasından anlıyorum.

Yeni romanınızı yazmaya başladınız mı?

Esin Sayar: Yeni romanımın konusu belli. Karakterlere çalışıyorum. Ancak çok ciddi araştırma yapmam gerekiyor. Nasıl ki, Aşk Gibi Anlıktır İhanet romanımda banka kasaları ile ilgili araştırma yaptımsa, yeni romanım da araştırma gerektiriyor. Kurgu bile olsa okuyucuyu yanlış bilgilendirmek büyük saygısızlık diye düşünüyorum.

Roman yazmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Esin Sayar: Korkmasınlar! Evet, “Güneşin altında söylenmedik yeni bir söz yok” ama bir şeyi kendi dilinde söylemektir farklılığı yaratan, bunu unutmasınlar.  Çok okusunlar. Farklı bir konu, farklı bir tarz oluştursunlar.

Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :