Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
19.12.2011 - 12:18
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Astım ve diş çürüğün sebebi....

Memorial Hizmet Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ömer Necip Aytuğ, reflü hastalığının belirtileri ve reflünün yol açtığı diğer hastalıklar hakkında bilgi verdi.

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar

Açken ya da tokken mide asidi ve sindirimle ilgili olarak diğer mide sıvılarının yemek borusuna ve boğazımıza doğru geri gelmesine “reflü” adı verilir. Kişide haftada en az bir kez göğüs kemiği arkasında yanma hissi veya ağzında ekşi-acı su tadı olması durumunda reflü hastalığından söz edilebilir.  

Reflü hastalığının yemek borusu dışındaki organları ilgilendiren yakınma ve hastalıklara da yol açtığı bilinmektedir. Kalp dışı göğüs ağrısı, ses de kalınlaşma, ses kalitesinde bozulma, yutma güçlüğü, astım, boğaz seviyesinde yumru hissetme, sinüzit, farenjit, larenjit, diş çürükleri, müzmin öksürük reflünün yol açtığı hastalıklar arasında yer almaktadır.   

AĞIZ İÇİNDE ASİT TAHRİBATI

 Reflü hastalarının bir kısmında ağızda aniden yüksek miktarlarda tükürük salgısı dolması ( water brush) durumuna rastlanabilir. Bu olayın yemek borusuna kaçan asidin sindirim kanalı siniri olan vagus sinirini uyarması sonucu, refleks olarak tükürük bezlerinin uyarılması sonucunda gerçekleştiği düşünülmektedir. Ağız içinde asidin yaptığı tahrişe bağlı olarak, diş eti iltihaplanmaları (gingivit ) ve diş minesi kaybına bağlı diş çürükleri de görülebilmektedir.

 ERKEN FARKEDİLMEYEBİLİR

Reflü hastalığının ağız içi yaraları, orta kulak iltihaplanmaları ve kronik sinüzit ile ilişkisi olduğu da ileri sürülmektedir. Reflü hastalarının ağız içindeki diş çürüklerinin oranı reflü hastalığı olmayanlardan yüksek bulunmuştur. Diş çürükleri yıllar içerisinde yavaş geliştiği için hasta tarafından erken dönemde fark edilmesi zordur. Bu nedenle reflü belirtileri olup ağız içi yakınmaları da olan hastaların diş hekimi tarafından erken dönemde muayenelerinin sağlanması önemlidir.

AŞIRI DUYARLILIĞA YOL AÇAR

Yemek borusu ile bronşların anne karnında gelişim evresinde aynı dokudan farklılaşarak oluşmaları, bu organların sinir sistemlerinin de aynı sinirden kaynaklanması sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle; yemek borusunda ki sinirlerin reflü sonucu asit veya safra kaçağı ile uyarılması, hava yollarında refleks kasılmaya neden olarak astıma veya hava yollarının aşırı duyarlılığına yol açtığı düşünülmektedir.

1-

Astıma yol açabilir

Diğer bir durum ise; özellikle reflü sırasında gözle görülemeyecek kadar ufak asit parçacıklarının hava yollarına kaçmasının  müzmin bronşit ve zatürre gibi olayları tetiklediği ileri sürülmektedir. Mekanizması ne olursa olsun, astım hastalarının yüzde 35-90 kadarında reflü belirtileri görülmektedir. Astım ve reflüsü olan bireylerde; yemek borusunun etkisiz kasılması, yemek borusu kasılmalarının normalden daha kuvvetli olması veya yemek borusu alt ucundaki “sfinkter” denen özel valv( kapak) sistemindeki basıncın normalden düşük olması gibi bulgulara da değişik oranlarda rastlanabilmektedir  

2-

Yaşam tarzı değişmeli

Şişman hastalar zayıflamalı, öğünler sık aralıklı ve az miktarda tüketilmeli, iyi çiğnenmeli, akşam yemeği ile yatış arasındaki süre en az 2-3 saat olmalı, yatmadan önce atıştırma alışkanlığından vazgeçilmeli, gece reflüsü olanlarda yatak baş tarafı yükseltilmelidir. Diyet ve yaşam biçimi değişiklikleri reflü hastalığında tedaviye yardımcıdır ancak sıklıkla yeterli değildir. Bu nedenle bu hastaların tedavisinde mide asit salgısının baskılanmasına yönelik ilaçlar belirli sürelerde sıklıkla kullanılmakta ve vakaların büyük çoğunluğunda etkili olmaktadır. Özellikle genç yaş grubunda olup ilaçlara iyi cevap veren, reflüyü kolaylaştıran büyük mide fıtığı gibi yapısal bozuklukları olan,  doz azatlımın da yakınmaları hemen tekrarlayan ve bu nedenle ilaçları azaltamayan hasta gruplarında cerrahi reflü tedavisi iyi bir seçenektir. İlaçlara cevapsız vakalarda, nedeni belirlenmeden cerrahi tedavi yoluna gidilmesi cerrahi tedavinin başarı oranını ileri derecede olumsuz etkilediğinden tavsiye edilmemektedir. Günümüzde reflü cerrahisi bu konuda yetkin merkezlerde, laparaskopi denilen kapalı ameliyat şeklinde, kısa sürede ve etkin olarak uygulanabilmektedir.

Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :