Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
21.02.2020 - 12:56
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin şifreleri

Fenerbahçe-Galatasaray derbisinin şifreleri: Ersun Yanal, ‘Şapkadan tavşan çıkarır mı?’ Fatih Terim, ‘Gemileri veya limanı yakar mı?’ Fenerbahçe ve Galatasaray nasıl bir taktik ile oynamalı... Buyurun makaleyi okuyalım!

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar


Hasan Perioğlu Yazdı

 

Asırlık Fenerbahçe Galatasaray derbisi ekonomi, siyaset ve ticaretin önüne bir kez daha geçmeyi başardı. Bu çok olağan bir duygu sapmasıdır ki, eğitim, üretim ve bunlara paralel, gelişimin de negatif seyrinde, farklı bir sonuç beklemek akıl kârı olmasa gerek!

 

Öncellikle ev sahibi Fenerbahçe’yi inceleyelim:

 

Sezon başı üç reaktif oyuncusu ( Rodrigues-Ferdi ve Moses’a ) bir takviye daha yapılması beklenirken, Moses gönderildi, yerine Deniz Türüç transfer edildi. Futbolda saha içi varyasyonlarda rakamlara takılmayı pek doğru bulmam ama, ‘iki Deniz’in yarım Moses’ etmeyeceğini bir tek ben mi görüyorum!

 

Bu anlamsız transfer, Fenerbahçe’nin gücünü çok azalttı. Çünkü Fenerbahçe’de adam eksiltebilen oyuncu sayısı son derece azaldı.

 

Taktik olarak ise; Fenerbahçe'de veya Ersun Yanal’da öyle ‘şapkadan tavşan çıkaracak’ bir cesaret ve reaksiyon yok. Fenerbahçe'nin fizik ve psikolojik üstünlüğü her zaman olduğu gibi, şimdi yine var. Fenerbahçe sert ve agresif oynayacak, hepsi bu. Ancak, Gustavo ve Rodrigues’in yokluğu Fenerbahçe’yi çok sıradan bir takım haline soktu.

Ersun Yanal’da, Galatasaray’ın en zayıf yeri olan ‘savunma göbeğinin üstüne çift forvetle saldırmak’ gibi sıra-dışı bir taktik veya eylem cesareti olsa, Fenerbahçe adına çok lezzetli bir maç izlerdik!

 

Galatasaray'da ise; medyanın öyle abarttığı gibi ciddi bir eksik yok. Stoperlerin arasında gezinen bir Lemina'nın olmayışını Galatasaray lehine de çevirebilir. Seri'nin de rakip kaleye uzak oynaması, çalım ile rakip eksiltememesi ve dikine oynayamaması, Galatasaray’ın kombine ataklar yapamamasının en temel nedenidir.

 

İyi ki Emre Akbaba’nın Talisca’lığı tuttu ve Galatasaray’da ikinci bir forvet gibi rakip kaleye yakın oynuyor, goller atıyor ve asistler yapıyor. Aksi halde Galatasaray hiç tat vermeyecekti!

 

Ben Fatih Terim olsam, Lemina’nın yokluğunda Seri’nin yanına dikine gidebilen Ömer Bayram’ı oynatırım. Ama yüksek ihtimalle Fatih Hoca oraya Donk’u koyacaktır ki; ‘Donk, 1 puan iyidir’ demektir, ama sana 3 puan lazım, Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenip tarih yazman lazım!

 

Galatasaray galip gelmek istiyorsa, Onyekuru ve özellikle Jesse Sekidika’ya daha fazla süre vermeli.

Sonuç ne olur, diyorsanız; dizleri titreyerek sahaya çıkacak bir Galatasaray onbiriden, Kadıköy’den başı dik ayrılmasını beklemek, akla aykırı, seyirciye haksızlık değil midir?

 

Bırak topu Fenerbahçe’ye; kapan sahana, soldan Onyekuru, sağda da Jesse ile çık kontratağa, Fenerbahçe’nin 10 kişi ile sana 6 gol attığı gibi, bugün de sen Fenerbahçe’ye 6 at! Aksi halde, sen orta sahada yan paslarla yüzde doksan topla oynasan da sana üç puan vermezler.

 

Fatih Terim böyle ‘gemileri veya limanı yakar mı?

Bence o ateş çoktan söndü! Umarım bu sefer Fatih Terim beni yanıltır da, kalemimi kırarım artık.

 


Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :