Hava Durumu
Aranan Kelime : Aramayı Bitir
Site İçi Arama
08.01.2020 - 23:33
Y.Boyutu: 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Al Gülüm Ver Gülüm!

Senin sırtını kaşırken sen de benim sırtımı kaşıyacağın için bu çarkta sana yakın olan benim yakınım, senin dışladığın kişi de benim düşmanımdır. Düzen bunu gerektirir.

Güncel Posta İstanbul'un Tarafsız Sesi
Yorum Ekle Tüm Yorumlar

 

Dr.Güler Demir Yazdı

Çoğumuz Victor Hugo'nun Sefiller (Les Misérables) adlı romanını okumuşuzdur. Ya da en azından pek çok kişi bu dev romandan uyarlama filmi izlemiştir. Lise çağlarında bu kitabı okuduğum zamandan bu yana kitaba ilişkin zihnimde en fazla yer eden öge şamdanlar’dır. Ekmek çalmak suçundan (!) kürek cezasına mahkum edilen ve uzun yıllar hapis kalan Jan Valjean’a geldiği bir kasabada çoğunluğun aksine yüz çevirmeyen ve evine alan piskoposun hediye ettiği şamdanlar! Oysa Jan Valjean daha sonra ona tek kucak açan o piskoposun gümüş yemek takımlarını çalacaktır.

Polis geldiği zaman ise piskopos onu ele vermek yerine yemek takımını kendisinin hediye ettiğini söyleyecek, şamdanları unuttuğunu da ekleyerek Jan Valjean’ın yaşamının dönüm noktasına imzasını atacaktır. Bu erdemli davranış yaşama duyduğu hınçtan Jan Valjean’ı arındıracak ve doğru insan olmasının yollarına taşlar döşeyecektir. Bu romanın kurgusunu tersine çevirerek piskoposun onu ele verdiğini düşünürsek acaba nasıl bir yaşam onu beklerdi? Rüzgarın estiği yerde durmak ve yargılamak çok kolaydır. Zor olan ise o yargının sonuçlarının vicdan muhasebesini yapmaktır. Piskopos vicdan muhasebesinin terazisi ile en adil yargılamayı yapmış ve Jan Valjean’a yaptırımların en insani olanını uygulamıştır. Ona özgüven, ona bir yaşam hediye etmiştir.

İnsanlara şamdanlar hediye edebiliriz. O şamdanlar onların yaşamlarıdır. Ama ne yazık ki gerçek dünyada genellikle herşey tam tersine işler. Tavır ve tutumların arkasında tutulan ince hesaplar, kısacası çıkarlar neyi gerektiriyorsa onlar yapılır. Herkesin birbirine rakip olduğu bir tiyatro sahnesidir dünya. Rakiplerinizi ve taraflarınızı seçersiniz. Statü, ünvan ya da çıkar birlikleri ile oluşan lobilerin rüzgarı yönünüzü belirler. Vicdana yer yoktur. Ne kadar ürkütücü değil mi? Gogol’un ya da Marquez’in sizi ağlamakla çığlık çığlığa gülmek arasında bırakan roman kesitleri kadar tuhaf olanı da bu lobi üyelerinden doğruluk, güzellik, adalet, ahlak ve etik adına yükselen nutuklarıdır. İngilizcede bir deyim vardır: “you scratch my back and I'll scratch yours”. Anlamı şudur:  sen beni kollarsan ben de seni kollarım. Kısacası al gülüm ver gülüm dünyasıdır dünya. Senin sırtını kaşırken sen de benim sırtımı kaşıyacağın için bu çarkta sana yakın olan benim yakınım, senin dışladığın kişi de benim düşmanımdır. Düzen bunu gerektirir. Taktığı maske, giydiği kostüm değişir insanların. Ama bu misyon değişmez.

Unutmadan: al gülüm ver gülüm dünyasının aktörleri Sefiller romanını ve piskopusun iyiliğini anlata anlata bitiremezler!


Paylaş :
Bu Haberi Arkadaşına Gönder
Gönderen  Alıcı
Gidecek e-posta
       
YORUMLAR :